Manifesto

Dijital olanın önde olduğu, dokunmaktan yoksunlaştığımız bir çağa doğduk.

 

Kumaşını sadece tahmin edebildiğimiz kıyafetleri online olarak satın alıyoruz. Bir kitapseverin çok iyi anlayacağı gibi, bir kitapçının rafından aldığımız kitabın kokusunu içimize çekmenin doyumunu hissetmeksizin, elektronik bir okuyucudan okuyoruz kitaplarımızı. En iyi ihtimalle online sipariş veriyoruz. Notlarımızı ise telefonlarımızdaki uygulamaların sayfalarına yazıyoruz, böylece bütün cihazlarımızdan online olarak takip edebiliyoruz.

 

Sanal dünya son derece pratik. Bizi daha ulaşılabilir kılıyor ve her şeyi bizim için daha ulaşılabilir hale getiriyor. Bunlara itirazımız yok.

 

Teknolojiyi biz de etkin kullanıyoruz. Ancak...

 

İnsan somut ve canlı bir varlık; görmek, dokunmak ve koklamak gibi eşsiz duyuları ve tatmin bekleyen ihtiyaçları var. Göz ardı edilen bu ihtiyaçlar sanal dünyalarda tatmin edilemiyor. İnsan dokunmalı, koklamalı, duymalı, haraket etmeli, ellerini, parmaklarını kullanmalı.

 

Elinize bir kalem alıp yazmaya başladığınızda ne oluyor biliyor musunuz?

 

Kağıda ve kaleme dokunuyorsunuz, hissediyorsunuz. Sonra parmaklarınız işlemeye başlıyor. Beyninizin sinir ağları uyarılıyor, düşünmeye başlıyorsunuz, aklınızda fikirler beliriyor. Bir fikir diğerini getiriyor, kapalı kapılar açılıyor, duygularınız harekete geçiyor ve beklenmedik sonuçlara doğru akıyorsunuz. Sihir oluşuyor. Ve bu sihir ancak parmaklarınızla bir kalemi tutup kağıtta kaydırırken, sözcükten sözcüğe düşünceleriniz akarken gerçekleşebiliyor.

 

Bir sanat eseri yazmak değil kastettiğimiz.

 

Bir liste yapmak bile etki ediyor. Çünkü düşünmeye alan açıyorsunuz ve sinir ağlarınızda yeni patikalar oluşmasına fırsat veriyorsunuz. Alışveriş listesini yaparken, "1 kg domates" yazdığınızda akşama kıymalı makarna yapacağınız geliyor aklınıza ve yanına bir salatanın nasıl da güzel olacağını düşünüyorsunuz ve bir de puding yapsanız evdekilerin nasıl mutlu olabileceği geliyor aklınıza. Farklı bir masa örtüsü de güzel olurdu. Alışveriş listesini elinizle yazarken, akşamınız sizi heyecanlandıran küçük bir şölene dönüştü bile. Sihir bu değilse, nedir peki?

 

Karar verirken yazmayı, listeler yapmayı denediniz mi?

 

Ben çok kez bunu uyguladım ve genellikle birkaç dakika içinde olması gereken karar kendiliğinden beliriverdi.

 

Sabah kimse gelmemişken, bir fincan kahve ve küçük bir kahvaltı eşliğinde günümü planlamak, bana en iyi gelen aktiviteydi. Yapacaklarımı listelerken sanki gerçekleşmişler gibi mutlu oluyordum. Yazarken aklıma gelen yeni fikirleri de zevkle kağıda geçiriyordum.Verimimi olağanüstü artırdı ve beni, ne istediğimi daha iyi bilir hale getirdi.

 

Sadece yazmak değil, çizmek de bir mucize. Doodling denediniz mi? İyi birer çizer olmamızı kimse umursamıyor doodling yaparken, sadece çiziyorsunuz. Son derece rahatlatıcı ve eğlenceli.

 

İşte, KIKI JOURNALS parmaklarımızı kullanarak, dokunarak, kalemle kağıtla yazmanın sihrini hatırlatmak için doğdu. Yazarak yaşamanın unutulmaya bırakılmış mucizelerini canlandırmak ve daha etkin, mutlu ve verimli hayatlar yaşamamıza yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Yazmaya ve yazarak yaşamaya dair her şeyi ama her şeyi burada bulabileceksiniz. Hatta fazlasını da...

ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.